Get Adobe Flash player

Pasif Bir Çapulcunun Günlüğünden…

Bu bir itiraf yazısı…

Ben tüm hayatım boyunca hiç bir zaman politik bir düşünceye sahip olmadım. Babamdan öğrendiğim, çevremden duyduğum kadarıyla kim kimdir, nedir biraz bilgi sahibi oldum, o kadar. Hiç merak etmedim, ne oluyor ne bitiyor ülkede diye. Uzun yıllar televizyonsuz bir evde yasadığım için (ki hâlâ da öyle) ne haber izledim, ne magazin programı. Ne ünlüleri tanıdım, ne politikacıları. Tek haber kaynağım düzenli olarak haftada bir aldığım mizah dergileri oldu. Hıbır, H.B.R Maymun, Limon, Leman, ve son birkaç yıldır da Penguen ve Uykusuz. Gündemi ordan takip ettim hep, dolayısıyla sınırlı bir bilgiye sahip oldum.

Bu bir isyan yazısı…

Küçük bir yerde büyüdüm ben, Kıbrıs’ta. Annem babam Türkiyeli olduğu için Kıbrıslı olamadım, yıllarca Türkiye’den ayrı kaldığım için Türkiyeli olamadim. İkisinin de tarihini bilmem, çünkü tarihi hiçbir zaman sevmedim. İkisinin de politikasindan uzak kaldım, çünkü o konuyla hiç ilgilenmedim. Kendimi iki yere de ait hissedemedim çoğu zaman, hep yabancılık çektim.

Bu bir farkındalık yazısı…

Gezi parkı olayları başladığında Istanbul’daydım. Ne parka gittim, ne diğer eylemlerin herhangi birine katıldım. Katılamadım, çunku sorumluluğunu üstlendiğim bir insan var, ve o yokmuş gibi davranamam. Olmasaydı katılabilir miydim? Hayır. Çünkü ben bir “Kıbrıslı” olarak Türkiye’den hep korktum. Fortçusundan kapkaççısına, taraftarından tinercisine, taksicisinden polisine hep korkuttu bu ülkenin insanı beni. Hep tedirgin oldum sokakta dolaşırken. Sadece bir kez rahat bıraktım kendimi, onda da çantam çalındı. Ve sonra bir büyükşehir fobisi, kalabalık fobisi oluştu bende. İnsanlar üzerime gelmeye basladı, baş dönmesine kadar gitti. Zamanla azaldı mı? Evet. Ama yok olmadı tamamen ne yazık ki. Arkadaşlarım, akrabalarım sonsuz resim, yazı, video paylaştı sosyal medya yoluyla. İçlerinde çok beğendiklerim oldu, ama paylaşmaya korktum. Evet, korktum, bunu açıkça söylüyorum. Belki çok saçma ama gerçek.

Bu bir direniş yazısı…

Derken en sonunda bugün, haber kaynaklarımdan birini okuma şansım oldu (Penguen dergisini). İlk kez tüm yazıları bir solukta okudum, tüm karikatürlere bir solukta baktım. İlk kez bütün o yazı ve karikatürler tüylerimi diken diken yaptı. Yetmedi, gidip yıllardır almadığım başka mizah dergilerini aldım. Kesmedi, gazete almayı bırakmadan once aldıgımız Cumhuriyet gazetesini aldım. Onları da bir solukta okudum. Birkaç gun once babam bu konuda düşüncelerini söylerken ona “Bunları yazalım” demiştim, yazmıştık da bir kısmını. Yarım kalmış o yazıyı bitirdim. İnsanların paylaştıklarını okudum, izledim.

Sonra dedim ki kendi kendime, ben ki böylesine korkak, böylesine etliye sütlüye karışmayı sevmeyen biriyim, eğer bütün bunlar bana yıllar sonra kendiliğimden gazete aldırıyor, onu okutuyorsa, bu bir işarettir. En azından iyi yaptığım şeylerden birini yapmalı, bu düşüncelerimi yazmalıyım. Uzaktan da olsa, az da olsa, ben de bu direnişin bir parçası olmalıyım. Böylece kendimi pasif çapulcu ilan ettim, ve insanlara onları tüm kalbimle desteklediğimi söylemek için bu yazıyı yazdım.

Yeterli mi? Tabii ki değil. Ama en azından hiçbir şey yapmamaktan iyidir dedim kendi kendime. En azından içimdekileri dökeyim istedim.

Her bilgisayar twitter, her yer Gezi Parkı.

 

 

Not: Az daha unutuyordum. Bana ilham veren yazısından dolayı Seyit Ali Aral’a ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

 

Pınar Alsaç

 

Düşünceler, duygular…

Politikadan anlamıyorum, yaşım ilerledikçe de o konulardan uzak durmak istiyorum. Politikacı geçinenler aklı başında insanların söylediği şeyleri göz ardı ederek bizi politikadan soğuttular, uzaklaştırdılar. Yine de bazı şeyler gözümüzün önünde oluyor, ben de bunları gördükçe üzülüyorum. Nasıl olur da benim gibi sıradan bir adam bunları düşünüyor da ülkeyi yönetenler düşünmüyor diyorum.

Şu son olaylarda bazı gözlemlerim oldu. AKP’nin temsil ettiği pek çok şeye katılmıyorum. Özellikle onların Atatürk’le, cumhuriyetle, laiklikle ilgili düşüncelerini paylaşmıyorum. Ama televizyondaki bir programdan öğrendiğime göre, IMF’ye olan borçlarımız ödenmiş. Bu bir rastlantı mı, Kürtlerle yakınlaşma gibi bir şeyin karşılığı mı? Yoksa AKP’nin başarılı ekonomi ve dış politikasının bir sonucu mu, bilmiyorum. Sonuçta AKP iktidarı zamanında olan bir şey, ve iyi bir şey. Enflasyonun düştüğünü, borçların kapatıldığını duymak hoşuma gidiyor.

Böyle bir zamanda bunların bozulması, yabancı basında Gezi parkı olaylarının çarpıtılarak yanlış yansıtılması, ve bu yüzden yabancıların Türkiye’nin puanını düşürüp kredi musluklarını kapatması olumsuz şeyler, bunların olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu nasıl olur? Ne düşünürlerse düşünsünler, karşılıklı tarafların çabasıyla olur. Hiç kimse üç tane ağaç için IMF’ye tekrar borçlanmak istemez. Hiç bir hükümet de bu güne getirdiği bir ekonomik başarının gerilemesini istemez. Ben başbakan olsam, göstericilerin arasına karışır, bakın benim yaptığım şu şu işler boşa gidiyor, yanlış anlaşılıyor, böyle yapmayalım, yabancıların eline böyle kozlar vermeyelim, derdim diye düşünüyorum.

Yüksek düzeydeki bir yöneticinin bazı şeyleri bilmemesine imkan yok. Bu nitelikteki bir insan çok yorulmuş olabilir mi? Son zamanlarda bir sürü böyle olay oldu. 1 Mayıs’ta Taksim’i kapat, 2 Mayıs’ta aç, 3 Mayıs’ta kapat… Durup durduk yerde gündem bir sürü anlamlı anlamsız olayla yoğunlaşıyor. Asıl öne çıkması gereken şeyler, IMF gibi, İsrail’le anlaşma gibi, bunlar çok daha önemli şeyler. Kürtlerle başlatılan süreç, akil adamların seçilmesi… Başbakan bunlara yetişememeye mi başladı acaba? Aynı insanın bir yandan olumlu şeyler yaparken bir yandan da bu kadar saçma işlerle uğraşmasının anlamı yok.

Etrafında hiç kimse yok mu, “Bırak bağırıp çağırsınlar, demokrasi adına ben de karışıyorum aranıza, de geç” diyecek? Onun böyle davranması, yan tutması, kabadayı bir tavır takınması, kendisinin dışındakileri de etkiliyor, yoldan çıkarıyor. Bunlar olumsuz puan getiriyor. 70 milyonda 7 kişinin üzerine su sıkılmasının hiç bir önemi yokken, birdenbire önemli oluyor, herkes destek çıkıyor. Başbakanın ayağı kayacak, dışarıdan etkiler artacak, problemler çoğalacak. Başbakanın asıl işi problemleri ortadan kaldırmakken, çıkıp radyoda rakı içmeyin derse, olmuyor.

Çeşitli kamuoyu yoklamalarında insanlar politikacılara ve gazetecilere inanmadıklarını dile getiriyorlar. Bunun sebebi hem gereksiz yere çok konuşmaları, hem de taraf tutuyor olmaları. Bu güvensizlik kötü, ve sadece onlarla da sınırlı değil, din adamlarına ve öğretmenlere de inanmıyorlar. Bir başbakanın bunların farkında olmamasına imkan yok, ama öyle bile olsa birinin onu uyarması gerek. Bu olmayınca onun kızgınlıkla ağzından çıkan sözler olayları büyütüyor. Cumhurbaşkanı mesaj alınmıştır dediğinde başbakan evet ben de öyle düşünüyorum dese, herkes rahat edecek. Öyle olmayınca tabi insanlar da sakinleşmiyorlar.

Bütün bunları televizyonda gördüklerimden, düşünen bir insan olduğumdan yazıyorum. Politik söylemlere katılmıyorum, ben bir bilim adamıyım, politikacı değilim. Ama aklıselim sahibi olarak son günlerin olayları bana bunları düşündürüyor.

Ne kadar ilginç, yıllardır bir top peşinde koşan 11 adamdan dolayı birbirlerine tekme tokat girişen insanlar şimdi kol kola. “İstanbul United”. Değil İstanbul, tüm Türkiye birleşti. “Başım kapalı gözlerim değil” diyor insanlar, “Bizim gibi 3 çocuk istediğine emin misin?” diye soruyorlar. Soruları cevapsız kalıyor ama inat devam ediyor. Sanki “Yunan’ı denize dökmeden gelme” demiş birisi. Ve bu “Yunan”, karşılaştığı tüm şiddete, haksızlığa rağmen hâlâ barışçıl yöntemlerle eylemine devam ediyor, çünkü niyeti savaşmak değil. Şarkı yapıyor “Biber gazı bala benziyor” diye. Kitap okuyor, domates-biber ekiyor evi haline gelen Gezi parkına. Birbirine destek oluyor, yardım ediyor. Hiç beklenmeyen, öngörülmeyen, hayal bile edilemeyen şeyler oluyor. Bir yazar “İsyan insanlığımızı hatırlattı” demiş, gerçekten öyle. “Zamane genci” deyip geçtiğimiz, “bunlar ne bilecek” diye hor gördüğümüz, “sen anlamazsın” diye aşağıladığımız insanlar, herkesi utandırıyor. Ülkesine sahip çıkıyor, halkına sahip çıkıyor.

Olan bütün kötü olaylara rağmen, aslında çok güzel bir şey oluyor ülkemizde. İnsanlar  bilinçleniyor, birleşiyor, güçleniyor.

Her yürek, her zihin aynı. Her yer Gezi Parkı.

Everyday I’m çapuling :)

 

Üstün + Pınar Alsaç

Amazing Animals

I found this while stumbling around and thought it was interesting so I’m sharing here :)

And the winner is…

I’ve been watching TV Series for some time now. Started with Friends, which my cousin introduced me, and been cursed since – comedywise, of course, for I haven’t seen a single comedy series since Friends (well, what can you do, I’m loyal in that way… and yes, also insane :) )

For the last couple of days I’ve been watching a new-for-me series called Firefly, which my good friend Erin told me about. It was while watching that I was inspired to write something.

I don’t know a lot about these TV series genre, it’s all very new to me. The ones I watch are usually recommended by another good friend of mine, Banu, and sometimes I find some on my own. Game of Thrones is the perfect example for the latter, a series that started my wonderful journey into George Martin’s world, to be a little poetic.

As I watch, I realize that there are stars for movies and stars for series. Although they don’t mix and match most of the time, the characters and their characteristics seem consistent from one show to the other. Here, let me give some examples before I start making no sense at all.

 

CerseiHere’s my first victim on the operation table: Lena Headey. Until a few minutes ago, I didn’t even know her name. But she is a strong woman, and the most dominant, in all the shows I’ve seen of her. She’s Queen Cersei, in Game of Thrones, Sarah Connor, in the Terminator: Sarah Connor Chronicles, again the queen in 300, and Ma-Ma in Dredd. Now, if someone asks me who she was in a past life, I would say she was one of the harshest and best queen of some faraway land.

Let’s continue, shall we? I kinda like this :)2

Michael Weatherly, a.k.a. Tony DiNozzo from NCIS (the original one). In real life, if I had known someone like him, I probably wouldn’t like him very much, his personality and all that. I do love him in the series, though, every team needs an idiot from time to time, and a snob. When I first started watching Dark Angel, I remember screaming “Oh my God!! Tony is part of the cast! Oh my GOD!!!” and my dad was like “Who??”. He will always be Tony for me, unfortunately, though I might remember his real name from time to time.3

Now, back to Firefly. Nathan Fillion. Although this one is prior to the one I’m about to mention, this handsome man will always be Castle in my eyes. Irresponsible, inappropriate from time to time, sooo childish, and charming. Whether he’s “Captain tight pants” or Castle, the personality doesn’t seem to change.4

While we’re at it, let’s mention the one guy who started putting these thoughts in my head: Alpha. Do I here a “Who?” from the crowd? No? Well, never mind then. Alan Tudyk, a.k.a. Alpha, for me, from Dollhouse. He was a p-s-y-c-h-o!!! A huge change from his character from Firefly, who is a loving, gentle guy who doesn’t even seem to like using weapons. Though I must say, the psycho role suits him well, too. Must be the eyes…

5The next one, in my eyes, changed his career in a way, going from movies to series. I used to think of it as a downfall, when he couldn’t find any movies to play in, he decided he’d give the series a shot, but now I think it was not a downfall at all. On the contrary, with the interesting scenario of Person of Interest, Jim Caviezel, a.k.a. Mr. Reese (though he’ll always be the Count of Monte Cristo for me) indeed increased his popularity. I wouldn’t be too surprised if we see him more in the movies in the future. He gives his characters a handsome yet kinda dangerous personality (and yes, the personality can be handsome :p ).6

I really never liked this guy from the first season of Once Upon a Time. He wasn’t even one of the bad guys, which are at least consistent in what they do. No, this one acted as if he was doing good, when in fact he was not. I don’t know the exact word for guys like this, but untrustworthy should be polite enough. Now, when I saw him in Revolution… that’s when I really disliked him. Captain Neville, Sidney Glass, or Giancarlo Esposito, please go bother someone else for a while. Oh, and get a backbone, too!

7Since we’re talking about fairy tales, it took me a while but I finally remembered where I remember Belle from: Claire from Lost! You know, the Australian girl with the baby? Yes, yes, Emilie de Ravin is in both series, and although both characters seem minor ones in the beginning, they change the course of a lot of things in both series. Appear insignificant, and people will never expect something big from you. Claire & Belle, although no-one in the series expects them to do anything, are strong women that can undergo a lot of stress and still be on their feet.

As8 our closing guest, I invite Summer Glau to the stand – or rather, to the operation table. Some of you know her as River, from Firefly, some as Skylar from Alphas, some as Bennett from Dollhouse, and some as Cameron from Terminator Sarah Connor Chronicles. Now, you have to admit she has this weird aura, this hidden craziness in her. In all of the above mentioned roles, she is a genius with a little touch of mad in her. This time, I’m sure it’s because of the eyes. Her eyes can be extremely empty or extremely full. She can examine things as if she has seen them for the first time in her life, or she can know everything there is to know for something she has seen the first time in her life. I’m telling you, she’s weird. I can’t blame her, though, I’d be weirder if I had to spend so much time with Cersei!

So, here we are at the end of this little essay. What was the purpose? None. Well, I did want to have fun ‘analyzing’ some people, but that’s all.

An important thing before I finish. Nothing that has been said here is meant as an insult to any of the mentioned actors/actresses. If anything, everything is a compliment. The impression they leave on you, shows how good they grasp their role, how great their ability to act is, and how much each and every one of them is able to rouse certain feelings, be it hate or love, appreciation or disgust. They are all amazing people in my eyes.

As for the credits, the names and pictures are ‘stolen’ from IMDB. Thank you people, for keeping a great site about movies & series & actors & … well, you get the idea :)

imdb

And if you’re reading this, thank you for not sleeping and being patient enough to read till the end :)

Cheers!

 

Pinar

Lego-las :)

I added a ‘little’ Lego section and some recent pictures. Make sure you check it out! Find it on the menu on your left, right under “About me”.

Legolas

Updates updaatees!

Wow, I haven’t realized it’s been this long since I added some new stuff! Anyways, there are three main things I added today. First, my newest (dating June 2012) demo reel. Second, an animation I did with Banu Koç, one of my best friends. And third, some little Marvel characters I did after being inspired by the Marvel Avengers Allience game. You can access all of them from the links below.

Wait wait, I almost forgot something! I have been doing a little project with a new friend of mine (whom I will keep the name of to myself, since he has enemies on the web :P ) Of course I’m not going to talk about the project, but there are some sketches, models and animations I have done, which I also added here. That’s all folks for this time (this year?) !

No. 1: Demo Reel

No. 2: Tisu

No. 3: Lil Marvels

No. 4: Surprise Project!

Finally final: Follow us on facebook :)))))

Really, this is the last one: Welcome 2013

 

P.A.

Update

A brand new animation series has started! Don’t forget to check the page out from time to time to see the new episodes!! :)

(Click the picture to go to page)

New animations

New animations have been added! There’s also a Stop Motion page now :)


New animations

Oh, I almost forgot… the animation page has been updated, so take a look :)

Writing…

Does anyone know a tricky thing called “writer’s block”? No? What about ‘procrastination’? Big word, simple meaning: Laziness. It comes out at the times when you gotta do something, and you just don’t feel like doing it, like homework. You keep posting it to the next hour, to the next day, to the next week – until your deadline comes up and you got nothing.

I need to write my thesis, and I’m stuck at page 15. What comes after that, I don’t know. I need to find the will to start writing. Better yet, I need to find an inspiration source. Hmm, that reminds me….

What? No, of course I’m not gonna write my source here. I’m just going to keep ‘it’ to myself :)


P.A.

Home for the holidays :)

If anyone asks what I did during the holiday, I’ll say “Well, I updated my page!” :)

Click and see :)